Kendini Besleme Ritüeli

Kendini Besleme Ritüeli
Yazımızın konusu kendini beslemeyi unutan kimselerin tükenmiş hissederek hastalanması…
Ve özellikle kadınlar bazen alma-verme dengesini kurmayı ihmal edebiliyor, sadece vermeye endeksli olabiliyor … Ancak hem kadınlar hem erkekler için bu denge çok önemlidir.

“Beslemek” kelimesi hem ruhsal düzeyde sevgi alış verişi hem de bedensel düzeyde beslenme olarak algılanmalıdır.

 


 

 

“Multiple Skleroz (MS), fibromiyalji, lupus ve diğer bağışıklık sistemi hastalıkları gibi hastalıkların erkeklere göre kadınlarda daha sık görülmesi, kadınların kendilerini saymadan vermeleriyle kendilerini nasıl tükettiklerinin bir işaretidir.”

(Dr. Sun – Kadın Bedeninin Spiritüel Gücü)

…Kadınlar o kadar çok verir ki tükenme aşırı olabilir. 
Ancak kadınların özel bir bedeni vardır. Doğası gereği çocuğu göğsünden beslemektedir.
Bu beden yapısı kişinin kendisini ve ruhunu beslemesi için de kullanılabilir.

Çözüm kadınların kendi kendilerine güçlenmelerini ve kendi kendilerini sevmelerini sağlamaktır.

O zaman beslenme zinciri hiçbir zaman tükenmez. 

Kadın Bedeni Hakkında :

– Üreme organları bir çocuk doğurmanın yanı sıra yeni spiritüel bir enerjiyi de doğurabilir.
– Bir kadın hamile kaldığında regl halinde kaybettiği enerji tersine döner, kadın bedeni artık enerji kaybetmez ve enerji dışardan içeri girer. Rahim kalın bağırsağa yakın çalışmak yerine kalbe yakın çalışır ve bu içsel süreç bebeği besler.
– Hamile kalmayan ve enerji çalışmaları da yapmayan kadınlar için bu enerji atıl kapasite de öylece bekler
– Rahim içsel bir enerji alanıdır ve bedendeki enerjiler bu merkezde birleşir. 

– Bir kadın rahim enerjisi ile doğru bir şekilde çalışırsa bedeni hamileliğin anısına sahip olur ve yaratıcı süreç meydana gelir. Fiziksel beden dönüşür ve iç organların niteliği değişir. Spiritüel enerji büyür.
– Kadın bedeni en güzel şekilde tasarlanmıştır. Rahim tıpkı yerkürenin okyanusları gibi enerji getirir.
Göğüsler tıpkı yerkürenin dağları gibi enerjiyi dışarı yayar. Bu kadınlara özgü bir döngüdür.
 -Her dinin ve öğretinin kendi bilgeliği vardır ancak sadece zihinsel uygulamaya konsantre olup bedeni dahil etmezseniz yenileyici ve yaratıcı spiritüel enerjiler üretemezsiniz.
– Göğüs bölgesinde gri ışık, kadının tükenmiş ve kirlenmiş olduğu anlamına gelir.
(Kişinin göğüs kafesine bakın durugörünüzün olmadığını düşünseniz dahi enerjiyi okuyabilirsiniz)
 Göğüste gri enerji sağlıksız enerjinin kendi enerjisiyle karıştığı ve kendi enerjisinin zayıfladığı anlamına gelir.
Kadının dışarı yaydığı enerji değişir …
 
Sağlıksız Enerjiler : 
(Ne yiyoruz, zamanımızı nerede geçiriyoruz, kiminle sevişiyoruz)
  • Abur – cubur yemek
  • Sağlıksız insanlarla zaman geçirmek
  • Yanlış kişiyle cinsel ilişki (göğüs aurası anında değişir)
  • Negatif ortamlarda vakit geçirerek olumsuz ve karamsar bilinç akışına maruz kalmak
 Şifa terapisi olarak beslenme sistemimizi geliştirip doğada daha çok vakit geçirerek çevre ile uyumlu hale gelebiliriz.
 
Enerji Değiş – Tokuşu 
Duygusal olarak kime yakınsak onunla enerji değiş tokuşu halindeyiz.
Bu sebeple kadının kiminle duygusal ilişki içinde olduğu önemlidir.
 
Bunun dışında ;
Doğada vakit geçirerek doğayla enerji değiş tokuşu yapabilir,
Enerji sistemi sağlıklı olan bir hayvanla uyum içinde olursak faydalı bir enerji değiş tokuşu içinde olabiliriz.
 
*Bir şamanizm uygulamasına göre mide yediği hayvana göre özümsediği varlıkların güçlerini talep eder.
Hayvanların enerjisi içimize akar.

 


 

—————————————–

Hastalıklara dönecek olursak ;

Multiple Skleroz’un Duygusal Nedeni : (Inna Segal)

(Bağışıklık sisteminin kendi sinir dokusuna saldırarak bedeni güçsüzleştirmesi)

Kendinizden önce başkalarını ve işlerini düşünmek.

Kendinizi çok zorlamak. Aşırı çalışmak. Yeterince iyi olmadığınızı düşünmek.

Kısıtlı bir bakış açısı korumak. Reddetmek. Savsaklamak. Kendinizi baltalamak.

Kendinizden ve insanlardan koptuğunuzu hissetmek. Bitip tükenmek. Kaygı, utanç ve suçluluk.


 

Fibromiyalji : (FM)- İnatçı ağrılar ve kronik yorgunluk :

İstenmediğinizi hissetmek, yaşamın sorunları karşısında çökmek,

yaşamın bir dövüş gibi görünmesi ve yeterince zaman ve enerji olmaması.

 

Lupus : (Bağışıklık sisteminin kendi doku ve organlarına saldırması ile vücutta oluşan kızarık döküntüler, kadınlarda 9 kat daha fazla)

Her zaman önce başkalarını düşünmek, kurban gibi hissetmek, sorumlulukların altında ezilmek

 

Göğüs Kanseri : Başkalarının sorunlarını üstlendiğiniz için kendinize bakamamak.

Suçlu, mağdur özgüvensiz, sevgisiz ve kurban gibi hissetmek. Aşırı kaygı.

Bu hastalıkların ortak yanı bağışıklık sistemi krizi yaşanması.

Bağışıklık sistemi de ancak yeterince sevgi aldığımızda tam doz çalışıyor.

Bağışıklık merkezi kalp çakra ve ilgili hormonu bu bölgedeki timüs bezi salgılıyor.

Yani başlıktaki gibi kendimizi beslemek derken, ilgimizi, sevgimizi kendimize yeteri kadar veriyor muyuz ?

Kendi ihtiyaçlarımızı karşılıyor muyuz ? Karşımızdaki insanlara gerçekten neye ihtiyacımız olduğunu ifade edebiliyor muyuz ?

İki göğüs kafesimizden içeri enerji ve sevgi aktığını hissediyor muyuz ?

(Eğer hissetmiyorsak hemen ilk tedaviyi kendi kendimize yapalım

ve ilgimizi ve sevgimizi kendimize vermekle başlayalım, ihtiyaçlarımızı yok saymayalım, değişim içerde başlar.)

Şimdi biraz timüs bezini tanıyalım :

“Bağışıklık Sistemi ve Timüs Bezi

Komut Merkezi

 

Timüs bezi bir komuta-eğitim merkezidir.

Tiroid bezi tarafından salgılanan T hücreleri yani lenfositlerin; vücut hücreleri ile zararlı olabilecek yabancı hücreleri ayırt etmeyi öğrendikleri yerdir .

Yani bağışıklık sisteminin mikroplarla nasıl savaşacağının organize ve koordine edilmesi timüs bezi salgılarıyla olur.

 

 

(Lenfositler (lymph) bir çeşit beyaz kan hücresi (akyuvar) türüdürler ve bağışıklık sistemimiz tarafından hastalıklarla mücadele etmek, bakteriler, virüsler, mantarlar ve parazitlere karşı koruma sağlamak için üretilirler. Lenfositler kemik iliğinde, dalakta, lenf bezlerinde üretilirler ve hem kan sistemi hem de Lenfatik sistemde seyahat ederler. Beyaz kan hücrelerinin yaklaşık % 15 ila % 40’ı lenfosittir.

 

 

Lenfositler doğumdan önce ve hemen sonra timüs bezi tarafından meydana getirilmeye başlarlar. Bu sayede doğar doğmaz enfeksiyonlara karşı bir koruma kalkanımız olur. Timüs bezi yaşla birlikte küçülmeye ve fonksiyonlarını da kaybetmeye başlar. Doğumda 15 gr kadar olan timüs, ergenlikte testesteron ve östrojen salınımının artmasıyla birlikte 35 gr ağırlığa kadar ulaşır. Timüs erişkinlerde 25 gr yaşlılarda ise 6 gr ağırlığına kadar geriler.

(Timüs bezinin cinsel hormonlarla kollektif çalışması,

sağlıklı sevgi alış verişi ve olumlu bir partnerle cinsel ilişkinin bağışıklığımızı ve ruhumuzu nasıl dimdik ayakta tuttuğunun bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.)

Ergenlik döneminde timüs üzerinde testesteron ve östrojenin eğitilebilmesi için 2 kapsül oluşur. Bu da hem işlev hem de ağırlık olarak timüs bezinin büyüklüğünü etkiler. Eğer bu kapsüller gelişmez ise ilerleyen yaşlarda eğitilemeyen östrojen ve testesteron hücreleri işlevsiz hücrelere dönüşerek kansere zemin hazırlar. Erkelerde kısırlık, prostat ya da testis kanseri; kadınlarda kısırlık, meme ya da rahim kanseri görülebilir. 

KANSER RİSKİNİ ORTADAN KALDIRIYOR

Kanserin kuramının formülü üzerine çalışmalar yapan Nobel ödüllü Mc. Farlane Buruner; timüs bezinin işlevleri artırıldığında bedenin her türlü kanserden korunmak ve kurtulmak için büyük bir yetenek kazandığını ve kanser riskini ortadan kaldırdığını ispatlamıştır. 

Hipofizden salınan endorfin ve serotonin seviyesi timüs bezinin işlevsel olarak devamlılığını etkiler. Endorfin ve serotonin timüsü uyararak vücut için mutluluk, iç huzur, denge ve sakinlik getirir. Aynı zamanda gülümsemek timüs bezini güçlendirir. Bununla birlikte 2009 yılında yapılan bir çalışmada ilerleyen yaşla birlikte azalan çinkonun timüs fonksiyonlarını ve timüsten salınan T hücrelerinin bozulmasına neden olduğu bulunmuştur.

AŞIRI SİNİRLİ, AŞIRI ALINGANSANIZ…

Stres çağımızın hastalığı olarak nitelendirilmeye devam ettikçe serotonin, endorfin salınımı düşer, gülümseme hayatımızdan silinir. Böyle durumlarda ilk etkilenen organımız da timüs olur kuşkusuz. Kaygı seviyesi düşük ve stresten uzak olan yaşlılarda yapılan çalışmalarda timüs büyüklüğünün erişkin dönemdeki boyutunda bulduğu bulunmuş.

Hayattan zevk almama, aşırı sinirlilik, duygu durumunda ani değişiklikler, olaylar karşısında aşırı alınganlık ve hasssaiyet; timüsün aktivitesindeki bozulmaların habercisidir.

Bu nedenle timüs üzerine uygulanabilecek

-8 şeklindeki masaj ya da

-darbeleme,

-dilin damağa değdirilmesi ile timüsü dışardan uyarmak mümkün.  “

 

Burada ilginç olan dilin damağa değdirilmesi ile timüsün aktive olması …

Yeni doğan bebekler neredeyse emme fonksiyonu ile damak temasını hiç kaybetmiyor, sonrasında da yapay emzik ile çok ritmik şekilde damak masajı yapıyorlar…. (biz de yapabiliriz: )

Ayrıca ağıt yakan annelerin sinesine içgüdüsel olarak vurması, timüsü (mutluluk hormonunu) çalıştırıp acıya tahammül edebilmeleri içindir.

    

 

Hiçbir şey yapamıyorsak en azından elimizi timüs bezinin üzerine koyup bölgeye bioenerji verebiliriz.

 Timüs Bezini çalıştıran Yoga Asana Teknikleri :

Hareketlerin ortak noktasına dikkat ederseniz kan akışını kalbe yönlendirdiğini görebilirsiniz:

Pozisyonu aldıktan sonra nefesi sanki iki göğüs kafesimizin ortasında bir delik varmış gibi alıyoruz ve çakrayı ritmik nefes ile çalıştırarak ısıtıyoruz.

Matsyasana, Fish Pose (Balık Pozu), Camel Pose (Deve Pozu), Bridge Pose ( Köprü Pozu)…

 

Takviye Besin Önerisi

Son olarak kendi kullandığım bir ürünü tavsiye edebilirim.

Volkanik mineral yüklü tropik “super food”
Noni meyvesi konsantresi

İçerisinde bulunan vitamin, mineral, aminoasit, albümin, izoflavon… gibi besinlerin yanı sıra terpenoidlerin asıl önemli fonksiyonu timüs bezini uyarmalarıdır.

Laya Store’dan temin edebilirsiniz.

 

 
 
 
 
 
Sevgilerimle;
Demet Yıldırım

www.demetyildirim.com

@layaholistic

@dmt_yldrm