Haksızlıklar ve Ruhsal Sıçrama

Haksızlıklar ve Ruhsal Sıçrama

Haksızlıklar Ne İşimize Yarar ?

Bir danışanımın cümleleri ...

" Yalan beni hep hüsrana uğrattı.
Ne aklım ne kalbim ne ruhum yalan söyleyenleri anlayamıyor.
Mutlaka cezası vardır onun.
Ama onun ceza çekmesinin bana faydası yok.
Kapanan her kapıdan bir hikmet doğdu bana şimdiye kadar.
Bundaki hayrı görmeyi bekliyorum."

Bu danışanım hayatta çok mücadele ettiğini söylüyor ancak bana göre oldukça pasifte. Eyleme geçmesi gereken konularda eyleme geçmekte çok gecikiyor.
Potansiyeli ise daha yükseklerde fakat oldukça yanlış kullanılıyor.
Şöyle ki ;
Bazı çok öfkeli ve çok eylemsiz danışmanlarımın gençlik yıllarında düşünce gücü ve lanetle sevgililerini öldürdüğüne şahit oldum.
"Beni o kadar kızdırdı ki, öl inşallah dedim ve çok geçmeden ölüm haberi geldi..."
Hayret içinde bu hikayeleri bir çok kişiden dinledim. Bu durum enerjinin kesinlikle yanlış yönetilmiş formu. Malesef öfke bazen kılıçtan daha keskin olabilir. Bu kişiler bilinçaltında sürekli bir adaletsizlik döngüsü yaratıp, bilinçüstünde alınan bir kararla kendilerine göre ceza kesip adalet sağlıyorlar ancak bu çok zararlı bir döngü ve hüsran olan hayatlar demek ...

Peki haksızlıklar ne işimize yarar ?
İnsan bazen bunca kötülüğün, haksızlığın yalanın ve aldatmanın ortasında başına gelenlere anlam veremez, yorumlayamaz.

Eğer bunun içinde bir öğreti varsa bile, bir şeyler öğrenmek için mi cezalandırılıyoruz ?

Peki öyleyse neden haksızlığa maruz kalıyoruz ?

Yok eğer bu durumu bilincimizle yarattıysak neden bu koşulları kendimize çektik ?

Burası her şeyin oldukça anlamsız ve bağlantısız göründüğü kapkaranlık bir odadır.

Size yapılan haksızlıkları bir düşünün...
Ne hissediyorsunuz ?
Dürüst olursak cevap, öfke !
Saf bir öfke ve kusursuz bir alev topu !
Ve şimdi doğru yönetilmek zorunda.

Haksızlık, kötülük, adaletsizlik bedenimizde öfke ve ateş tuşuna basar.
Ve ordan müthiş bir kararla kuantum mekaniğinde sıçramamız gerekir.
Sıçrayamazsak sonuç hüsran olur.
Bütün bu yaşananların bir işe yaraması gerekiyor, öyle değil mi ?
İnsanlar genelde harekete geçmeleri gereken yerde yanlış karar alıp hüsrana kapıldıklarında ve adaletin uzun yıllar içinde tecelli etmesini beklediklerinde çoktan yıkılmış ve sönmüş olurlar.
İnanç sistemleri çöker.
Bolluk akışları kesilir.
Kalpleri kapanır.
Neşeleri söner.
İçe kapanır ve hatta saklanırlar.

Doğru karar almak demek; kendi kişisel potansiyelinizi gerçekleştirmek için öncelikli konularda eyleme geçmek demektir.

Her eyleme geçmediginizde feriniz söner.
Fer, ateş.

Hiç farkettiniz mi ?
Hangi konuda haksızlığa uğradıysanız, o alanda gerçekleştirilmemiş - eylemsiz halde kalan büyük bir potansiyeliniz vardır.
Siz ona sahip çıkmadan, ateşleyici haksızlıklar devam eder. Ta ki siz sıçrayana kadar.

Örnek verelim,
Size değer verilmedi ve değerinizin çok altında muamele gördünüz. Yani haksızlığa uğradınız.
Ne yapmanız lazım ?
Hüsran içinde çökmek mi , şaha kalkıp değerinize sahip çıkmak mı ?
Demek ki değerinize sahip çıkıp kendinizi layık olduğunuz yere yükseltme konusunda sizin körükleyici ateş elementi yaratan olaylar zincirine ihtiyacınız var.

Demek ki haksızlıklara ihtiyacımız var.

Yada,
Bazen insanlar kendilerine sürekli büyü yapıldığından şikayet eder. Acaba sahip çıkmadığınız güçlü ruhsal yetenekleriniz olabilir mi ? Neden sürekli bu alanda bloke ediliyorsunuz ? Yada size hangi konularda büyü yapılıyor? İnsanların gözü paranızda mı, ona vaktiyle sahip çıkmamış olabilir misiniz ?

Veya,
Bazı insanlar hep mahkemede aile mirası konularında adalet arar. Acaba siz vaktiyle hangi konularda eyleme geçmediniz ?

Hakkınızı aramak icin neden haksızlığa uğramanız gerekti ?

Şimdi öyleyse eylemsiz olduğunuz konuları bulun.
Ve eyleme geçin.
Haksızlıklara olan ihtiyacınızı ancak bu koşullarda frenleyebilirsiniz.

Ve insanın eyleme geçmek için her zaman yakıta ihtiyacı vardır. Bazen bu yakıt bir öfke sıçramasıdır.
Burası şerrin hayra, kötülüğün iyiliğe döndüğü yerdir. Kişisel ataletinizi yendiğiniz yerdir.
İnsanın en büyük öfkesi ise kendinedir.
Konu gerçekte başkasından intikam almak yada ilahi adaletin intikamını beklemek değildir.
Ana karakter her zaman bizdik ...

Ve eğer kişinin bilinç düzeyi yüksekse bu zincirleri yaratmadan da kişi sıçrayabilir, drama ve haksızlıklara mecbur değilsiniz, bunu biliyorsunuz... Ben sadece hatırlatmak istedim...

Sevgilerimle,
Demet Yıldırım
Laya Holistic Terapi
demetyildirim.com
Yazılar : @layaholistic
Atölye : @laya.store
Seanslar : 05315104865