Duyguların Reddi

Duyguların Reddi

Duyguların Reddi

İnsanların çoğu kendi hissettikleri ve arzuladıkları duygusal temalar ile ilgili çelişkiye düşmekte ve kendi temel duygularını reddedip bastırarak, coşkusu eksiltilmiş bir yaşam sürmektedirler.

İnsanlara yaşamlarında ne yaratmak istediklerini sorduğumda bazen şu şekilde cevaplar alırım :

-Ben hayatımda para yaratmak istiyorum ama bunu söylemeye dahi şu an utanıyorum, çünkü benim ihtiyaçlarımı karşılayacak param var ve fazlasını istememeliyim, ancak bir taraftan da daha yeterli param olsun istiyorum.

İsteklerini bu şekilde tanımlayan birinin, isteklerini coşkuyla yaratması mümkün değildir. Çünkü tema hem çelişki hem de suçluluk fonları ile tasarlanmış görünüyor.
Halbuki burada kişinin temel arzusu kağıt para değil, yeterli kaynaklara sahip olma duygusudur.
Bu duygunun kökeninde ne var dersiniz ?
Aslında babasından ayrı çocukluk geçiren bir kadın, eril enerjiden tam beslenemediği için para onun hayatında yeterli erk gücü temsil ediyordu. Bu duygusu ile seansta kendisini yüzleştirince üzerinden büyük bir yük kalktı ve artık ihtiyaçları ile çelişmeyip, suçluluk duymadan onları yaşamına çekebilecekti.

İkinci örnek ;

- Ben tutkulu aşk duygusunu yaşamadan evlendim. Aslında evlenmeden önce böyle tutku duyduğum birisi vardı. Ancak aşkın bana çılgınca şeyler yaptırmasından çok korktuğum için, o an daha mantıklı görünen kişi ile evlendim ve 10 yılı aşkın süredir bu duygumdan kurtulamıyorum. Hala rüyalarıma giriyor ve kendimi suçlu hissediyorum.

Yine bu kişi kendi duygusunu reddetmekte ve baskılamaktadır. Arzular rüyada yüzeye çıktıkça kişi kendini daha da kötü hissetmekte ve artık evli ve çocuklu olduğu için arka planda enerjisini bölen bu duygu ile ilgilenmek söz konusu bile edilmemektedir.

Bu danışanıma meselenin geçmişteki kişi olmadığını, ruhunun bir kişiyi değil bir duyguyu aradığını belirttim.
Yine bu kişi de sırtından büyük bir yük kalkmış gibi hissediyordu. Öyle ya bu duygunun eksikliğini hissetmek suç olamazdı.

Bu iki örnekte de görüldüğü üzere insanların arzularını yaratmasındaki en büyük engel, arzuların reddedilmesi yada kişileştirilmesidir.

Sonuçta kişiler duygularını reddederse ;

-Bilinçaltında bastırılan duygular rüyalarda açığa çıkar ve uzun süre bilinçaltı konuyu çözemediğinde yaşam enerjinizi arka planda tükendiği için yorgun ve isteksiz uyanır ve coşkusunu yitirmiş bir yaşam sürersiniz.

-Kişiler suçluluk hissettiği isteklerini yaratamazlar.
Suçluluk duygusu haz merkezi olan 2. Çakrada tıkanıklıklar yaratır ve değil haz yaratmak, hazzı hayal etmek bile suçluluk hissettirebilir. Bu durumda kişi gerçek gereksinimlerini bastırmadan yeniden tanımlamalıdır.
Toplumlarda en büyük suçluluk yaratan duygu cinsel arzulardır ancak bazen örnekte olduğu gibi daha fazla para istemek dahi aynı duyguyu tetikleyebilir.

-Duygusunu bastıran kişi bedenselliği ile bağını yitirir ve kişi bilge bedenden koptukça yaşamı sadece zihinsel süreçlerle çözmeye çalışır. Migren vakalarının çoğunun temel nedeni zihnin over-dose (yüksek dozaj) kullanımının sonucudur. Halbuki duygusunu bedende yaratmadığımız bir oluşumu yaşamımızda realize etmek mümkün değildir.

Sevgilerimle
Demet Yıldırım
Seanslar : 05315104865

demetyildirim.com