Çemberi Kapat

Çemberi Kapat

Herkese merhaba, sürecin getirdiği gibi içe dönmeye devam ediyoruz. Spiritüel konular zaten içe dönmeyi önerdiği için bu akış bizim için doğal olarak devam ediyor. Evlere kapanmışken içe dönmeye daha fazla konsantre olanlar ve bu girişimlerinde kendi zihin boşluğunda kaybolmaya yatkın olanlar için ikinci yazımızın konusu "Çemberi kapatmak ve tamamlamak"
(Bir önceki yazı ; Gölge yanlarımız)

Çemberi kapat, yolu tamamla.
Sürekli arkana bakma ve aynı filmi başa sarma. Bu sarmaldan çık ve sonsuza dek rahatla...

Eğer hayatınız, aşk ilişkileriniz, finansal akışınız veya sağlığınız gibi konularda hatta günlük rutinlerinizde sürekli aynı beklenti yada aynı döngü çok belirgin şekilde kemikleşmişse şimdi biraz daha dikkatle okuyun.

Öncelikle Avusturalya yerlileri Aborijinlerden şu alıntı ile giriş yapalım :

"Tüm insanlar bu dünyayı sadece ziyaret eden ruhlardır. Tüm ruhlar daima yaşayan varlıklardır. Öteki insanlarla tüm karşılaşmalar deneyimdirler ve tüm deneyimler sonsuza dek sürecek bağlantılardır. Gerçek insanlar her deneyimin çemberini kapatır. Mutantlardan (insanlardan) farklı olarak bizler hiçbir çemberi açık bırakmayız. Eğer yüreğinde başka insanlara karşı kötü duygularla yürüyüp gidersen ve bu çember kapanmamışsa, bu yaşamın anlarında yinelenecektir. Bir kez değil, dersini alana dek defalarca acı çekersin. İncelemek, öğrenmek ve olanlardan ders alarak bilgelik kazanmak iyidir. Minnet duymak, mutantların deyimiyle kutsamak ve huzur içinde yürüyüp gitmek iyidir."

Şimdi ise çemberi kapatmak yada kapatmamanın psikolojik olarak bir davranış edimi olduğunu öne sürüyorum. Yani bir alışkanlık evrimi.

Eğer uzun süredir beni takip ediyorsanız yazılarımın çoğunun kendi gözlemlerimle oluşturduğum davranış terapi ekollerini içerdiğini farketmiş olmalısınız.

Kısırdöngü, karma yada günlük karmaşa hepsi aynı şey olabilir mi ?

Bir davranışınızı değiştirerek bunu sonsuza dek düzeltebilir misiniz ?

Şöyle ki eğer zihniniz net değilse, ne yapacağınızı bilemiyorsanız, sürekli arayış halinde iseniz bu bilinçaltınızda yorgunluk yapar ve sabahları müthiş yorgun uyanırsınız.

İnsanları ruhsal terapiye iten temel sebep kendi zihin sarmalından uzaklaşmak ve yeni bir bakış açısı ile ferahlayıp rahatlamaktır.

Daha da basite indirgeyelim.

Mesela evinizde veya ofisinizde bir odada bir dolabı düzenlemeye niyet ettiniz.

Herhangi bir girişim, içeriği farketmiyor...

Gitar dersine başlamak, düzenli yoga yapmak veya annenizi düzenli ziyaret etmek...

Eğer girişimlerinizin çoğu tamamlanmıyorsa bu sizin çemberi kapatmama alışkanlığınız.

Nam-ı diğer : yarım bırakma !

Ve herşey yarım kaldıkça başarısız ve depresif hissettiriyor.

Bu davranış modeli hayatınızda büyüyor ve bir gün muradınıza erecekken o da tamamlanmıyor.

Peki nasıl yeni bir zihinsel kurgu yaratabiliriz?

Neden tamamlamıyoruz ?

Bu atalarımızın, üzerinde yaşadığımız toprakların yarım kalan hayallerine kadar uzanır...

Yakın tarihte Atatürk'ün dahi bir çok projesinde tamamlanmamışlık hakim. Tarımsal projeler, Musul-Kerkük sorunu gibi iyi niyetli girişimlerden bahsediyorum. Siyasi güdümün ne olduğu önemli değil, hepimize yarım kalmış hissettirmesine odaklanıyoruz.

Yani bu yarım kalmışlık bize nerden ulaşıyor ?

Örneğin baş roldeki kişinin muradına eremediği filmler daha çok gişe yapıyor...

Peki neden bu şekilde evrildik.

Sonuçta üzerinde yaşadığımız topraklarda hüsran, hayal kırıklıkları var ve zaferler ise mucizevi şekilde gerçekleşiyor.

Örneğin Çanakkale destanı tam bir mucize.

Dolayısı ile bizim için;

Gerçeklik : hüsran

Zafer : Mucize

Hatta servete, başarıya erişen insanlarda bile trajik son, yarım kalmışlık ve tamamlanamama beklentisi var.

Örneğin, İbrahim Tatlıses'in başına gelenler ...

Sonuçta bu halkın sanatçıları bu halkın kollektif bilincini yansıtmıyor mu ?

Size anlatmak istediğim bizim bilinçaltımızın trajik sonlara inanması. Yarım kalma duygusu ve mutlu son yazamayışımız.

Şimdi tüm bunların bir inanç sistemi olduğunu iddia ediyorum.

Sadece inanç da değil, bir düşünme rutini hatası.

Bir olumsuz beklenti döngüsü ...

Kuantum alanda bilinçsizce olumsuz beklentiye girip, kaderi yazan kararsız atomları olumsuz senaryoya yönlendirme girişimlerimiz.

Peki nasıl düzelecek ?

Örneğin Korona konusunda bile ülkenin trajik senaryoları nasıl sahiplendiğinin farkındayız...

İtalya'yı geçeceğiz ! beklentisi tam bir trajik son beklentisidir.

Halk başka türlü düşünmeyi bilmiyor.

Bu bir oto-genom ! Nesilden nesile aktarım !

Şimdi en baştan başlayalım :

Günlük hayatımızdan.

Ancak bu duruma bu şekilde son verebileceğini bilen insanlar hala azınlıkta olsa da başlayalım.

Örneğin dolabı düzelteceksiniz.

Zihninizin net olması gerekiyor.

Hedefiniz ve bitirme süreniz net olmalı.

Neden mi, çemberi kapatırsanız tamamlanma hissiniz size serotonin yani mutluluk hormonu olarak geri dönecek ve zihniniz arka planda savaş vermeyecek ve bu konuyu artık düşünmeyeceksiniz.

Eğer yarım bırakır, araya ilişkisiz 10 konu daha eklerseniz hüsran, hayal kırıklığı, başarısızlık duygunuz tetiklenecek ve bunu her tekrar ettiğinizde daha yorgun uyanacaksınız. Hatta yaşam motivasyonunuz kırılacak.

Şimdi davranış edinimlerimize yeniden bakalım.

Duygusal ilişkilerde veya ülke meselelerinde veya dolap düzeltirken farketmiyor...

Net misiniz ? Neyi tamamlamaya çalışıyor zihniniz ve bedeniniz ?

Peki ne zaman ?

Amacınız ne ?

Mümkün olmayan ütopik kurgunun içinde iseniz uykularınız kaçıyor mu ?

Mutlu sonlarınız var mı yoksa tam mutlu sona ulaşacakken bir engel mi beliriyor ?

(Anne ve babanınızın mutlu sonları varsa rol modeliniz hazır demektir.)

Lütfen yeniden ve yeniden bakalım.

Tüm çemberleri kapatalım.

Neyi yarım bıraktınız ?

Benimle seansa başlayanlara dahi yolun başında uzun uzun neden yarım bırakmamaları gerektiğini anlatıyorum. Hayal kırıklığı olmaması için ne niyetle yola çıktıysanız tamamlamanız çok önemli çünkü sonunda yarım kalmışlık, geçmişi geri getirir ve inanç sisteminiz çökebilir, bu sekilde yola çıkmak ruh sağlığınız açısından daha risklidir.

Ne yarım kaldıysa kendimizi hafifletmek adına bir daha yol alalım.

Muradımıza ermeyi öğrenmek için bilincimizi eğitelim ve hüsran olan kaderlerimiz son bulsun, sonu mutluluk olsun.

Tüm çemberler kapansın ve ruhunu yormasın...

Sevgilerimle,

Demet Yıldırım

demetyildirim.com