Beyin Algoritması ve Bilinçaltı İnanç Sistemleri

Beyin Algoritması ve Bilinçaltı İnanç Sistemleri

Enerjimiz neden düşer ?

Cevap veriyorum;

-İnancımızı dönüştüremediğimizde.

-(?)

"Belief System" şeklinde ruhsal yolculukta işlenen inanç sistemlerimiz bizim aslında beynimizde oluşan algoritmik zihin programlarımızdır.

Bir çeşit "mindset" yani zihniyet kurgusalı.

Deneyim > Çıkarsama > Sonuç > Ve sonraki deneyimde de aynı sonucu bekleme alanı

...şeklinde çalışır.

 

Algoritmik düzende çalışan beyin, her zaman aynı yolu takip ederek aynı sonuca ulaşacağını varsayar.

Ve zamanla beyindeki nöronlar, çıkarsama ile aynı sinir ağı yolunu takip ederek kendi inanç sistemini yani zihin algoritmasını oluşturur.

Bu durum çoğunlukla kişisel bir çıkarsama sahasıdır.

Örneğin kişi önceki deneyimlerine dayanarak "yere tarak düşerse misafir gelir" algoritmasını zihninde kurmuş olabilir.

Daha da ilginç olan gerçekten yere tarak düşünce misafir gelmesidir. (Geldiğine tanık oldum)

Beyin inandığı şeyi yaratabilir !

Bunun gerçekliğe taşınması için ise sadece "Çok inanıyorum, süper inanıyorum !" diye beyine sadece telkin vermek muhtemelen kısa süreli etki yaratır.

(Bu sabah bir arkadaşımla karşılaştım. Harika görünüyordu.

Bugün çok güzelsin, adeta auran parlıyor, ışık saçıyorsun dedim.

Gerçekten mi, dün kendimi herşey olumlu olacak diye gaza getirdim dedi (!)

Her ne yaptıysan işe yaramış dedim (?)

Umarım etkisi uzun sürer .)

Daha kalıcı sonuçlar için ise deneyimlerle nöron ve sinaps bağlantılarının yollarını biraz süslemek gerekir.

 

Algoritma nedir ?

< Bir sorunu çözmek veya belirlenmiş bir amaca ulaşmak için tasarlanan yola, takip edilen işlem basamaklarına algoritma denir. 

Algoritmalar açıkça belirtilmiş bir başlangıcı ve  sonu olan işlemler kümesidir. 

Amaca ulaşmak için işlenecek çözüm yolları ve sıralamaları belirlenir ve algoritma bu sırayı takip ederek en mantıklı çözüme ulaşır.  >

Bu anlamda inanç sistemimiz bizim içimizde kurduğumuz algoritmik "süper mantıklı beklenti alanımız"dır.

Beklenti alanı ise kuantum alanda farkında olmadan "niyet edip" yaratacağımız hayatın moleküler boyutudur.

Yani neye inanıyorsak onu yaratacağımız alanın atom altı seviyede titreştiği, bilinmeyen, tuhaf bir yerdir.

 

Şimdi insanları gözlemleyin.

Bazen insanların enerjileri çok yüksektir.

Havada uçarlar adeta. Sonra birden iç alemlerinde bir şeyler olur.

Auralarının ışığı çekilir ve bambaşka gölge bir boyuta geçerler.

Bu döngü sık sık çoğu insanda tekrar eder.

Peki sürekli neden böyle olur ?

Kişi dönüştüremediği geçersiz bir inancın deneyimine yine sert bir şekilde çarpmış ve yere düşmüştür de ondan.

Sert bir duvara çarpmak her zaman kötü bir deneyim midir ?

Mesela duvardaki yazıyı doğru okuyup, doğru yorumlamak, yolu (belki de kaderi) yenilemektir. (yeni sinaps bağlantılar)

Çoğunlukla deneyimi yanlış okur ve yanlış çıkarsama ile yaşananları yanlış sonuca bağlarız...

Ve sonra bu deneyim, öğretiyi algılayana ve doğru yorumlayıp, doğru kararı alana kadar yinelenip tekrar eder ...

Duvardaki yazıyı doğru okuyup, duvara teşekkür edin ve aslında drama bağlamayın !

 

Ruhsal Çalışmalar ile Beyin Algoritmasına ve Bilinçaltına Ulaşmak 

Ruhsal çalışmalarda insanlarla sınırsız konuda çalışabileceğimiz metafizik bir alan oluşturabiliyoruz.

İnsanların enerjileri bazen gerçekten çok yükseliyor. Bu durum değişime ne kadar enerji koyduğumuz ile de doğru orantılıdır.

Bazen değişimine alan tuttuğum bazı kişilerin enerjilerinin benden daha yükseğe çıktığına tanık oluyorum. Eğer zihinle neden yükseldiklerini sorgulamazlarsa frekansı koruyabilirler.

Ruhsal çalışmalarda zihinle akışı bölüp anlamaya çalışanlar ise maalesef başa (eski frekansa) geri döneceklerdir.

Bir de dönüştüremedikleri ikinci inanca gelince pes edenler de yanlış çıkarsama yapıp ilerleyemiyor.

 

Ruhsal Yolculukta İnançları Çözümlerken Neden Acele Etmemeliyiz ?

Eski inancını dönüştüremeyen, acele eden ve zihinsel boyutta geri başa dönenler ...

Yoğun kıtlık bilincine sahip bir danışanım vardı, kocası yıllarca kumar oynadığı için boşanmışlardı. Hala iki çocuğa kendisi bakıyor, arı gibi çok çalışıyor ve eski kocası nafaka dahil bütün sorumluluklardan kaçıyor.

Çalışmalardan birinde kocasının gerçekte bolluk yaratmak için kumara yöneldiğini farkettik.

O kocasına sitem ederken aslında bu durum kendi gölge yanına ışık tutuyordu.

Onu affettik. (Kök çakra ve para)

Sonrasında yeni aşk (haz) yaratabilmesi için 2. Çakraya hapsolan suçluluk duygusunu bulduk:

Kürtaj bebek. 

Eşiyle evlenmeden önce hamile kalmıştı.

Bu gizli ve bastırılmış eski suçluluk duygusu hem frekansını düşürüyor hem de hayattan haz almasını bloke ediyordu.

Ikinci çakra döngüsünü aştık.

(Biraz da dua çalışarak  : Ya Tevvab- affedilme)

Bir gün beni nasıl olduysa yanlış anlamış. Bu hafta 1000 Ayetel Kürsi oku dedim. Hepsini 1 günde okumuş. Ve sonra gerçekten frekansı inanılmaz yükseldi. Uzaktan çalışmamıza ve farklı şehirlerde olmamıza rağmen resimlerinden çıkan ışığı görebiliyordum.

Grafik hızla yukarı tırmanıyordu.

Ancak ruhsal çalışmalarda bu durumu tercih etmiyoruz, bu kadar hızlı ilerlememesi için sürekli ateş kadınını topraklıyor ve yavaşlatmaya çalışıyordum.

Çünkü yüzeye çıkan bir korkunun ateşi sönmeden diğer ateşin içine atlamak bize yarar yerine zarar verebilir.

Sonrasında biz aşk çalışması yaptıktan 6 gün sonra (yine çok hızlı bir şekilde) yeni aşk yarattı.

(Ateş elementi olan koç kadınları kuantum alanda da çok hızlı yaratıyor.)

Aşk hayatında öyle birisini yarattı ki bilinçaltı onunla kadersel bağ oluşturdu.

Aşk tesadüfleri sever ya bambaşka bir şehirde kendisi ile aynı köyde doğmuş birisini yarattı.

Başka şeyler de onunla çok benzeşti.

O zaman bu aşk kutsaldı. (Yani bilinçaltına göre)

Sonra bu süreçte karşısındaki kişinin de dönüştüremediği inançlarına ve korkularına çarptık.

Mesela bu adam aldatılan bir adamdı ve yeni aşk deneyimine yelken açmaya hazır değildi.

Ancak aşka susumış kadın buna sabredemezdi.

Hadi hemen şimdi neden mutlu olmayalım diye uyarılarıma rağmen acele etti.

Sonuçta özerkliğinin sarsılmasından hoşlanmayan erkek korkunç bir mesafe koydu.

Erkek kadına, "hayatımda başka birisi var ona haksızlık edemem" yalanını uydurdu.

Ve kadının kalbi paramparça.

Ona inanma ve kalbin kırılmasın çünkü yalan söylüyor dedim, ama ruhsal alanda yarattığı hız onu bana göre ilerleteceğine bir kaç sene geriye atmıştı.

Ve aceleci koç kadını beni dinlemedi...

Sonuçta da yanlış çıkarsama yaparak yola küstü ...

Hatta kıtlık programı çok güçlü çalıştığı için kendisini benimle yarıştırıp Demet'in olmadığı (kıt koşullarda) nasıl Demet gibi hayatımı dönüştürürüm?

Nasıl Demet olmadan da yaparım ? diye bir çabanın içine girdi ve zekasını iyileşmeye değil yine kıt koşullarda hayatta kalmaya odakladı.

Halbuki dünyada binbir realite ve binbir rehber vardı.

Rehberlik sistemi bir bağımlı yaşam sistemi değildi.

Önemli olan ruhsal olarak yol almak ve tekamül etmekti.

Bakalım ne zaman bu alışkanlıkları kıracak ...

 

İdeal Bilinçaltı Çalışması Nasıl Kurgulanmalıdır ?

Bir bilinçaltı çalışmasında geçmiş deneyimlere ait, geçerliliğini yitirmiş ancak hala kişinin hayatını etkileyen bir inanç (çıkarsama) ile yeniden bağlantı kurup, kişinin beyin dalgaları en az alfa seviyesinde (uykulu halde) iken, eski inanç ile yenisi yer değiştirilir / yani yeni çıkarsama yapılır.

 

(Bazen bunu kendi kendimize de yaparız; ancak aydınlanma saksısı kafamıza düştüğünde ! O da her istediğimizde düşmez.)

Bilinçaltı ile çalışırken, çalışmanın etkili olması için, kişiyi o deneyimin içine duygusal olarak yeniden yerleştirip kendi kurgusu ile yüzleştirmemiz gerekiyor.

Kişiye "kendime göre çok mantıklı şeyler" söylediğimde bu durum kişinin bilinçaltında bağ kurmasını ve çıkarsama yapmasını zorlaştırır.

Bütün yeni olumlamaları danışanın yaşanmışlıklarının ve inanç sisteminin üzerine kurmamız gerekiyor.

Sonra bu inancının neden yanlış çalıştığını farkındalığına yükseltip daha doğru bir çıkarsama ile kişinin zihninde nöronlar arasında yeni sinaptik bağlantı yolları açabiliriz.

İşte yeni algoritma !

Bu çalışmanın adı basitçe "bilinçaltı çalışması"dır.

Bilinçaltı çalışmalarının kesinlikle acele edilmeden uygulanması gerekmektedir. 

Bilinçaltımı temizledim, temizlettim, temizletmek istiyorum gibi hizmetler edinmek istiyorsanız, gerçekte bu yolları izlemeniz gerekir.

Küçük meditasyonlar bilinçaltı temizliği değildir.

Çünkü neye neden inandığımızın algoritmasını bulmazsak, neyi değiştireceğimiz hakkında bir fikrimiz olmaz.

Ve çoğunlukla da bir şey değişmez ...

Tek bir çalışma yeterli olur mu diye soranlara :

Bir adet inancımızı dönüştürdüğümüzde, bu durum enerjimizin bir daha asla düşmeyeceği anlamına gelmez.

Çünkü bir yığın geçersiz inancımız olabilir. Hepsi ile çatıdaki eksik tahtalar gibi sırayla ilgilenmemiz gerekir.

 

Bir bilinçaltı çalışmasında sonra iki şeye dikkat etmemiz gerekir.

 

1-Yeni Rezonans Alanı Oluşturmak için Ritmik Tekrar 

Bu çalışmadan sonra farkettiğimiz eski inancımızı beslemeyi kestik mi ? 

Davranışlarımızı yenilemek için efor sarfettik mi ?

Cümlelerimizi ve kelimelerimizi bilinçli olarak seçip değiştirdik mi ?

Eskiyi konuşmayı kesip aynı döngüyü yaratmaya bir son verdik mi ?

 

2-Pes Edip Yarım Bırakmamak

Sonra başka bir geçersiz inanca çarptığımızda ikinci basamağa geçmemiz ve yola devam etmemiz gerekliliğinin sorumluluğunu aldık mı ?

 

Mesela böyle bir çalışma yapmak isteyenleri yolun başında bilgilendirmek gerekiyor.

İlk engelde hayata isyan eden, çalışmaları yarım bırakan, sorumluluk almayan ve değişimin kendisinden heyecan duymayan, sadece kafayı karşı taraftaki kişinin neden değişmediğine takmış, drama yüklü, sızım sızım sızlayan, hızlı sonuç peşinde bir gecede yetişen hormonlu meyveleri yemek isteyen kişileri yolun başında uyarmak gerekiyor.

Bu şekilde çalışmıyor.

 

Yani her konuda olduğu gibi şifalanmak için de sağa sola para saçmak yerine, önce ruhsal iyileşmenin sorumluluğunu bireysel olarak almak gerekiyor.

Tıpkı hastalanınca düzenli ilaç içme sorumluluğu gibi ...

Herkes Herşeye İnanabilir 

Sonuçta inanç sistemlerimiz inanılmaz boyutta güçlü çalışır.

Neye inandığımızın çoğu zaman aldığımız yüksek öğretimlerle alakası yoktur.

Ne deneyimlediğimiz ve ne çıkarsadığımızla ilgisi vardır.

Çok yüksek eğitimli bir insan saçma-sapan şeylere inanıyor olabilir.

Ve çoğu zaman ebeveynlerimizin inandığı şeye inanırız.

Pozitif İnanç Sistemi Örneği

Şimdi bir de pozitif bir inanç sistemine örnek verelim;

Gerçekten zenginliğin şifresini kıran insanların ortak bir noktası var.

Kendi bolluklarını kendileri yaratıyorlar. 

Gerçek zenginlik miras kaldı, piyango çıktı, lotoyu tutturdum şeklinde olmuyor. 

Bu açılımlar bildiğiniz gibi geçici oluyor ve kişi bir süre sonra başladığı yere geri dönüyor.

Köklerinde neyi şifalandırmadıysa, hangi konuda sorumluluk almadıysa, aynı konu bir kaç yıl sonra yine karaya vuruyor...

 

Bir gün zengin bir otelci ile tanıştım.

Zaten babası da varlıklıymış ancak genç yaşlarda ruhu ayağa kalkmış ve babasından çok da destek almadan kendi işini kurmuş.

(Anne ve baba doğru rol model olursa genelde çocuklar erken yaşta asalak gibi yaşamak yerine bu şekilde doğru kararı alıp kendi özerkliğini kuruyor.)

Aslında bu kişinin amcaları ve dayıları da varlıklıymış. Yani sülalenin beyin algoritması zenginlik konusunda ortak çalışıyor.

Sonra batmış-çıkmış, denemiş-yanılmış ancak her işin sonunda bir şekilde karlı çıkmış.

Neden ?

İnanç sistemi sebebiyle. Pozitif bir şeye inanıyor ve bu inanç deneyimlerle sapasağlam sabitlenmiş.

Bundan yıllar önce Amerika'dan gelen uygun fiyatlı tır dolusu bir ayakkabı işine girmiş.

Ayakkabı modelleri çok güzelmiş, bütün parayı bağlamış, kesin satılırmış, Nişantaşı'nda vitrin olarak da güzel bir dükkan tutmuş.

Gelgelelim o dönem ayakkabıların büyük bir kısmını alacağını söyleyen büyük zincir firmalar sözünde durmamış.

Ve bir miktar da borcun altına girdiği için çok zor durumda kalmış.

 

Annesi inanç sistemi çok güçlü bir kadınmış.

Ve çocukluğundan itibaren o her paniklediğinde onu sakinleştirip bilge bir ses tonu ile ona şu sözü söylermiş :

Dur bakalım gün doğmadan neler doğar.

Yarın ne olacağını biliyor musun ? (Hipnotik telkin)

Ve her defasında hiç hesapta olmayan bir şeyler olurmuş. (Kullanmadığımız mucize frekansı)

 

Bir gün arka sokakta olan ayakkabı dükkanına Büyükada'dan bir kadın gelmiş.

Ayakkabı modellerini çok beğenmiş ve kendisine, eşine, dostuna 5-10 model ayakkabı almış ve ayakkabıları herkese yaymış.

Modeller o kadar beğenilmiş ki ertesi gün ve sonraki günler Büyükada'dan ve daha sonra bambaşka yerlerden müşteri yağmaya başlamış.

Ve yolun sonunda toptan satış olarak yola çıktığı ayakkabıları perakende olarak tüketip sermayeyi ikiye katlamış.

 

Şimdi bu bir deneyim !

"Gün doğmadan neler doğar" ise bir algoritma.

Kişi bu algoritmik sırayı takip ederek en mantıklı çözüme ulaştı.    

Yani biz inanç sistemi deyince deneyimlerle oluşturulmuş nöron ağlarının takip ettiği yolları anlamanızı istiyoruz.

Ve bu ağlar yanlış kurgulanmışsa her zaman yolu değiştirebileceğinizi ve yeni yollar üretebileceğinizi hatırlamanızı istiyoruz.

Bu durumda kişinin beyin algoritması engellerin bilinmeyen koşullarda pozitif sonuçlara dönebiliceğine inanıyor.

Çünkü gün doğmadan neler doğar ?

Yarın ne olacağını biliyor musunuz ?

Bu soru sorulduğu an kişi gücünü pozitif yarınlara verir.

Çaresizliğe değil.

 

Dolayısı ile, bilirsiniz, dış alemde harika çözümler elde etmek için, iç alemde güncellemeler yapmak, ruhunuza uygun bir rehber bulmak ve acele etmemek, yolu bilgece yürümenin en keyifli şeklidir.

Not: Beyindeki sinaps bağlantılarını biyolojik olarak güçlendirmek için dışardan daima günlük omega 3 almalı ve içeriden (mutlu olmayı seçip) vücuda endorfin hormonu salgılatmanın yollarını bulmalıyız. Mutluluk hormonu hücreler arası iletişimi güçlendiriyor. Ve endorfin hormonu güçlü çalışan insanların diğerlerine oranla daha zeki oldukları bilimsel bir bulgu.

Örneğin sevdiğimiz birisine sarılmak, soğuk kış gününde sıcak bir duş ile gevşemek, çok lezzetli bir yemek yemek, gözlerimizin içine akan tatlı - ılık akşam güneşi, iyi bir masaj ve kaliteli bir meditasyon da serotonin artırabilir.

Serotonini (mutluluk hormonunu) keşfedin .

(Serotonin oranınız aşırı düşükse "5-htp" diye bir takviye var. Seratonin inhibitörü olarak kullanılıyor. Araştırabilirsiniz.)

Sevgilerimle,

demetyildirim.com

Özel seanslar :

05315104865